9 Mart 2014 Pazar

Bursalı Blog Yazarı Olmak ya da Olamamak, Herhalde Bütün Mesele Bu!

Öncelikle belirtmeliyim ki, artık Bursalı bir blog yazarı olamayacağım; çünkü Bursa'dan ayrılıyorum. Zaten bugüne kadar oldum mu, onu da bilmiyorum. Blog takip etmeyi seviyorum, ama yazma konusunda o kadar başarılı değilim. Çabaladım mı? Evet! Diğer bloggerlarla  kaynaşmaya çalıştım mı? Evet! Başarabildim mi? Hayır! Biraz da benden kaynaklı  aslında. Tanışıp konuştuktan sonra oldukça samimiyimdir ama basta çok mesafeliyimdir.  Aman her neyse işte. Olmadı, olduramadım; sevemedim bazılarını; tutmadı elektriğimiz. Kısacası soğudum. "...-miş" gibi de yapamam. En son bir etkinlik vardı ve davet edilmedim. Ama zaten gidebilmem mümkün değildi, kursum  vardı; yine de gitmek isterdim, çünkü yalnız gitmeyi düşünmüyordum. Ne olursa olsun insanları olduğu gibi kabul etmeyi, parti ve statü meselesi haline getirmeden  insan olarak sevebilmelerini  istiyorum.  Blog dünyası sadece size ait değil unutmayın.

28 Ocak 2014 Salı

Yeni Yıl Gelmiş Yeni Post Yazmak Lazım



Bu post  zaman aşımına uğramış ama yine de  eklemek istediğim  bir yazı. Tembellikte doruktayım. Yetişemiyorum; hastalıktan hiç bir şeye yetişemiyorum. İnsan 3 aydır hasta olur mu? Oluyor! Ev ahalisi olarak hastayız; geçmiyor, bitmiyor. Kızım kreşe başladı, iyi olduğu günü daha hiç göremedik. İlk sene olur böyle diyorlar, bağışıklığı gelişecek diyorlar, ama ne zaman diyorum, ne zaman? 7 kutu antibiyotik oldu,  ardı arkası kesilmedi. Yeni yılda 10 gün kreşe göndermedim,  kreşte partiye katılamadı, biz de evde ona parti yapalım dedik. Her yıl olduğu gibi mütevazi bir kutlamaydı. Aslında bazen eşimle dışarı çıksak diyorum, ama tek çocuk olduğumdan dolayı ailemi yalnız bırakmak istemiyorum. Her yıl olduğu gibi yine evdeydik. Kısmet başka zamana artık. Kızım ne kadar hasta olursa olsun 1 dakika yerinde duramıyor; çok fazla hareketli  ve  yaramaz kuşum. Neyse sağlık  olsun.  Bu yıl dileğim: sadece sağlık, herkese, bütün sevdiklerime...
Akşam küçük bir sofra hazırladım, çünkü kurstaydım. Koşa koşa gelip ancak bu kadar çıkarabildim ortaya. Hemen size  kokoş pasta'nın tarifini vereyim. Kesinlikle inanılmaz bir lezzet.

 MALZEMELER
1 paket hazır kakaolu pasta tabanı
1 su bardağından  biraz eksik şeker 
1 yumurta
1 paket hindistan cevizi
1 su bardağı iri kıyılmış ceviz yada fındık
1 paket vanilya
1/2 su bardağı  sıvıyağ
3 kaşık süt

HAZIRLANIŞI
Yumurta ve şekeri biraz çırptıktan sonra  içine hindistan cevizi, sıvıyağ, vanilya ve sütü ekleyerek kaşık yardımı ile iyice karıştıralım.  Pasta tabanının  1 katına  hazırladığımız malzemenin yarısını yayarak sürelim. Pasta  tabanının diger yarısını üzerine kapatalım. Kalan malzemeyi de üzerine yayarak sürelim. 170 derecede 20 dk üzeri kızarıncaya kadar pişirelim. Afiyet olsun.

5 Aralık 2013 Perşembe

ALINMACA DARILMACA YOK, BLOĞUM SENİ DE SEVİYORUM

 Bloğumu ihmal etmeyeyim diyorum ama Instagram'dan kurtululamıyorum. İmdat! Yardım!  O kadar zor bir zamanımda açtım ki bloğumu,  bana arkadaşlık etti. Sanki ona vefasızlık yapıyormuşum gibi geliyor. Uzun yıllardır blog takipçisiyim. 8, 9 yıldır blog dünyası içindeyim. Ama blog açma fikri aklıma çok sonraları geldi. Ben kendimce birşeyler yapıyordum 2 yıl öncesine kadar. Bana arkadaşlık edecek, bazen dertleşebileceğim bir blog açmaya karar verdim.  İyi ki de bu işe girişmişim. Her ne kadar onu ihmal etsem de, bana çok  şey kazandırdı. Çok şeker insanlar tanımama vesile oldu.  Blog işini hiç bir zaman hırs halie getirmedim: Yok günde şu kadar ziyaret ediliyor, bilmem ne ... gibi laflar etmedim;  ki bazılarımız öyle.  Arkadaşalar bu  benim için bu  bir hobi! Hiç bir iddiam yok! Beni takip eden 1 kişi dahi olsa,  benim için önemli: zahmet edip beni takibe almış, okumuş. Daha ne isterim. Buradan sessiz izleyicilerime de sevgilerimi yolluyorum. Hepinizi ve de blogumu çok seviyorum. 

Resimde görülen pasta benim ilk şeker hamuru  pasta denemelerimden.  Daha önce bahsetmiştim. Resim kursuna gidiyorum. Pastayı da kurs hocam için, öğretmenler günü nedeniyle yaptım. Güzel bir kutlama yaptık. Bu arada kurs arkadaşlarım da pek marifetli;  kursa gidiyorum diye  kilo almazsam iyi...

Daha önce çok kurabiye muffin yapmıştım.  1 kere de  şeker hamurlu pasta yapmıştım, ama düz-basit bir şeydi.  Figürlü  pasta hiç denememiştim. Çok güzel oldu  bu. Ben pek beğendim. İlk figürlü pastam olmasına rağmen güzel olmuş.  Figür için  kalıp oluyormuş ama ben elimle yaptım.  Açıkçası pasta işine girmeyi pek düşünmüyorum;  o yüzden modelleme  kalıpları için erken.  Ben kurabiyelerimle, keklerimle, elimdeki kalıplar ile mutluyum.

30 Kasım 2013 Cumartesi

Neler yaptım neler!

 
 Nereden başlasam, nasıl anlatsam bilemiyorum. Günlerim o kadar yoğun geçiyor ki, eskiden ne çok vaktim varmış diyorum.  Aslında  değişen bir şey yok;  fakat tempo yoğun.  Eskiden de  aynı işlerle uğraşıyordum fakat hiç paylaşmıyordum. Artık ufak tefek paylaşsam diyorum...  Bunlar bazıları... Belki sizlere fikir olur.  Bazen sipariş üzere de çalışıyorum, ama çoğunlukla hediye... Kızıma   farklı bir şeyler yapmayı seviyorum.
 

  Kızım "tilki"yi çok seviyor; bu modeli özellikle onun için ördüm.
  

 
 Bu cup cake  benim favori modelim.  İnsanın yiyesi geliyor ama değil mi?!


 Ve  ayrıca size, keşfettiğim 2 siteden bahsetmek istiyorum ki  bakarken  kendimden geçiyorum. İlk olarak "Herdekora" sitesini mutlaka ziyaret edin. Bunlar ürünlerden bir seçme. O kadar güzel bir ambalajla geldi ki çok şaşırdım. En küçük bir ürün dahi özenilerek paketlenmişti,  bayıldım. Bu ara meleklere  ilgi duyuyorum. Daha kaç tane olacaklar merak içerisindeyim. Kuşları seviyorum. Peçete halkalarımı kullanmaya kıyamadım daha. Tombik kuşlarım benim. Ağaçlarım  simliymiş,  alırken farkına varmadım. Simli, pullu  ve kalpli hiçbir şeyden hoşlanmam. Ama bu meseleye de bir çözüm buldum: boyadım, çok daha güzel oldu.
 Diğer site ise benim gibi "ıvır -zıvır" sevenlerin bayılacağı bir site: "http://www.ibeking.com" Ürünlerim eve gelmiş, eşim  açmış. O mutluluğu ben yaşayamadım diye üzüldüm açıkçası. Kısmet bir dahaki siparişlere diyelim.  Bantlarım ve Stampa  Mühürlerim.   Onlar benim canım.  Şu evler nasıl tatlı. Siteye bakıp yakından görebilirsiniz.  Ben oldum olası "ıvır-zıvır" severim;  bizde  genetik bir durum bu, annem de seviyor. Onda ne varsa aynen huy olarak bende de var. Mutfak  eşyası  durumumuz oldukça vahim.  Neyse konuyu dağıtmayalım.

   Bu da çok yakın  bir arkadaşıma  hazırladığım kına süsleri.  Bir de arada  yaptıklarım var ki fotoğraf çekmeyi unutuyorum; daha öncede söyledim,  fotoğraf konusunda pek başarılı değilim. Sırf biraz alışayım diye Instagram'a üye oldum. Staj yapıyorum...
Bir de bu ara şeker hamurlu işleriyle uğraşıyorum; en kısa zamanda  onlarla ilgili paylaşımda da bulunacağım. Neyse,  neler yapıyormuşum, yapmışım, sizler de öğrenmiş oldunuz.  Aaaa  bu arada ben bir de kursa gidiyorum: resim kursuna. Çok iyi geliyor insana. Arada strese girmiyor değilim yapamıyorum diye, ama genel olarak şu an için her şey yolunda.  Eeeen kısa zamanda görüşelim, umarım...

2 Kasım 2013 Cumartesi

KIZIMDAN SEÇMELER: "PEPEE" DEYİNCE KENDİNDEN GEÇMELER BİTSE DE KURTULSAK

Pepee bıktım senden, yıldım gerçekten. Duydum ki artık yeni bölümlerin yayımlanmıyacakmış. Bir sevindim sorma. Ama seni unutturmak biraz zaman alacak. O yüzden şimdilik böyle, ne yapalım. Yok yok, yanlış duymadınız; Pepee ile konuşuyorum. Size daha öncede bahsetmiştim. Kızım 2 yaşına kadar hiç televizyon bilmezdi. Açıkcası sakıncalı diye, konuşması gecikir diye hiç izlettirmedik; ama ne olduysa oldu. Herşey 7 ay önce kuzeninimin, kızımı Pepee ile tanıştırması ile başladı ve ufak ufak televizyon izlemeye başladı kızım. Kahramanı Pepee oldu. Bari başka kanal izle, başka birşey bul, değil mi ama;  işimiz gücümüz Pepee oldu. O da yetmezmiş gibi, sütü, pudingi, balı çıktı ve her zaman her yerde bulunmayan süt başımıza bela oldu. Ben de Pepee dergisinden resimler kesip sütlerin üzerine yapıştırmaya başladım, biraz kurtuldum. Hazır gıda almak istemiyorum. Puding kaplarını da yıkayıp, kendi yaptığım pudingleri içine doldurdum. Ama artık bıktım gerçekten. Neyse ki kızım kreşe başladı ve artık tam bir papağan oldu. Geveze kuşum, ama yine de konuşması dili döndüğü kadar...
En sevdiği oyun puzzle ve oyun hamuru. Hello Kitty delisi olan benim. Kızımı da  ben alıştırıyorum, sonra herhangi birşey alındığında kavga ediyoruz. O mesele, bu arada ben küçükken Hello Kitty  falan değildi. Adı  "Musti"ydi. Sene 1987 ilkokula başlıyorum,  Musti diye tutturmustum. Çanta Mustili olacak. Bu arada benim kahramanım aslında Heidi. Neyse. Canım benim ya. Hâlâ o kahramanım. Bir de Betty Boop aşkım var ki, o ayrı. Neyse konuyu dağıtmayayım. Yani öyle değil miydi, ben mi yanlış hatırlıyorum Musti'yi acaba?

 
 Bu arada kızım kreşe yazıldı, ben de resim kursuna  gidiyorum. Sanki hiiiç işim yokmuş gibi. Daha yeni başladık. Kara kalem çalışıyoruz. Daha sonra  yağlı boyaya geçeceğiz.  Oldukça keyifli gidiyor. Bu aralar başka işlerle de uğraşıyorum. Yakında bahsederim  size de.  Bloğa çok fazla uğramıyorum ama uğradığım zaman da çenem düşüyor. Offf...

 
 Bu da  mini mini kızıma  yaptığım  kek. Anne kek yap, diye geliyor. Haydi  mutfağa.  Ama bu kek diğerlerinden farklı biraz.

MALZEMELER
3 yumurta
1 su bardağı toz şeker
1 su bardağı sıvıyağ
1 su bardağı ceviz
yarım  su bardağı badem  
4 tane hurma
1 çay bardağı süt
1 çay bardağı pekmez
3 su bardağı un
2 havuç
1 paket vanilya
1 paket kabartma tozu

HAZIRLANIŞI
Yumurta ve şekeri iyice çırpıyoruz. Sıvıyağı, sütü ve pekmezi ilave ediyoruz, mikserle çırpıyoruz. Havucu rendeliyoruz ve karışıma ekliyoruz. Daha sonra çok küçük parçalara ayırdığımız hurmayı, iyice dövdüğümüz cevizi ve bademi ekliyoruz. Unu, kabartama tozu ve vanilyayı da ekleyerek çırpıyoruz. Önceden ısıtılmış fırında 180 derecede pişiriyoruz.
Afiyet olsun.