6 Kasım 2012 Salı

AKSARAY IHLARA VADİSİ GEZİSİ ....

Bu size hazırladığım ilk gezi post olacak. Kısa bir Aksaray gezisi.
Eşimin Aksaray Üniversitesi tarafından düzenlenen "Uluslararası Yükseköğretim Sempozyumu"na davet alması vesilesiyle, Aksaray'ın tarihi mekanlarını gezme fırsatı buldum.
Gezme fırsatı diyorum, ama aslında doğru bir ifade değil. Çünkü aslında ben Aksaray'lıyım ve küçüklüğümden beri Aksaray'ın çeşitli yerlerini gezdim. Yine de bu seferki, farklı bir bakış açısıyla Aksaray'a bakmak oldu.
Sempozyum üç gün sürdü, ama ben sadece üçüncü günkü geziye katıldım.
Alltaki ilk resim, "Karballa Otel"e ait.  "Karballa Otel"de öğle yemeği yedik. Otelin adı Güzelyurt'un eski adlarından biri. 1856 yılında Rumlar tarafından Türk taş ustalarına yaptırılmış, 1913 yılında ek bina yapılarak  çeşitli alanlarda kullanılmış ve günümüzde "Karballa" adında hizmete sunulmuş; gerçekten etkileyici bir yerdi.





Burası ise "Kilise Camii". Bizans imparatorluğu zamanında 385 yılında Gregorios Nazianzos adına yaptırıldığı  söyleniyor. Edindiğim bilgilere göre, başlangıçta kapalı Yunan haç şeklinde inşa edilen kilise, sonradan çeşitli dönemlerde restorasyon geçirmiş. 1924 yılından sonra da çan kulesi minareye çevrilmiş, ayrıca duvarlardaki freskolar badana ile kapatılarak Cami haline getirilmiştir.
"http://kapadokyaweb.com/inceleme/ihlara-vadisi" adresinden de okuduğum üzere, çok eski çağlarda Hasan Dağı aktif bir yanardağ iken püskürttüğü lavların soğuması nedeniyle bölgede farklı bir kayaç yapısı oluşuyor. Zamanla oluşan çatlaklar, çöküntüler ve Melendiz Çayı'nın etkisiyle Ihlara Vadi'si oluşuyor. Ihlara vadisi yaklaşık 15 kilometre uzunluğunda. Yüksekliği ise yer yer 70-100 metre arasında değişiyor. Standart gezi rotası Ihlara Köyü'nden başlayıp Belisırma Köyü'nde bitiyor ve mesafe 6 km kadar. Melendiz Çayı'nın her iki yakası yürüyüşe uygun olduğundan tüm yolu geri yürüyebilirsiniz veya Belisırma Köyü'nden vasıta ile Ihlara'ya geri gelebilirsiniz.




Burada ise "Menengiç" bitkisini görüyorsunuz. Bu bitki ile yabani fıstık aşılanarak, çam fıstığı elde ediliyormuş. Aynı zamanda bu bitki kurutularak kavruluyor ve "Menengiç Kahvesi" elde ediliyor. O kadar yorgunluğun üstüne bir kahve içseydim iyi olacaktı....




Evet, yaklaşık dört kilometre gezdikten sonra, işte halim bu! Ne çay ne kahve! Ama, üç haftaya yakın bir süredir, grip var!

2 yorum:

  1. hep duyuyorum ama hiç gitmedim di
    sayende görmüş oldum

    YanıtlayınSil
  2. Çok ilginç bir yere benziyor adını duymuştum ama gitmedim paylaşımın için teşekkürler..İzlemeye aldım selamlar...

    YanıtlayınSil